Videolar

 

Etkinlik Takvimi

Aile Dernekleri Federasyonu



Aile Dernekleri Federasyonu - KonyaHızla değişen dünyada yaşıyoruz. Böyle bir ortamda insanın mutlu yaşayabilmesi, en yakın çevresiyle olan ilişkilerine ve çevrenin kişilerin davranışları üzerindeki etkisini anlamasına bağlıdır. İnsanın en yakın çevresi evi ve ailesidir. Sanayi ve teknolojideki değişikler aile yaşantısını da etkilemekte kitle iletişim araçlarının da yardımıyla bu etkileşim artık çok hızlı olmaktadır.


Kitle iletişim araçlarının hızla gelişmesiyle iletişim(sizlik) çağ olarak adlandırılan günümüzde insanlar biraz daha yalnızlaştmiarak adeta makinelerle iletişime zorlanmaktadır. İnsanlar kocaman evlerde birbirlerinden habersiz yaşamaktadırlar. Aile bireyleri birbirlerini görmek, konuşmak ve iletişim kurmak için neredeyse randevulaşmak zorunda kalmışlardır. Evet, toplumun en küçük yapı taşı aile bile bireyler arasında iletişimsizlik söz konusu olmakta, kişiler 'Tükenmeyen bir yalnızlığa' mahkûm edilmektedirler. Bunun neticesinde de birbirinden kopuk aile fertlerinin sayısı, hızla artmaktadır.

Aile ortamı, kaçınılmaz olarak insanların birbirleriyle iletişimini zorunlu kılar, çünkü birlikte yaşanmaktadır. Önemli olan bu birlikteliğin farkında olabilmektir. Bunun farkında olmadan sadece aynı mekânı paylaşmak, 'birlikte1 olmak, birlikte yaşamak değildir.
İnsanların iletişim kurmaya başladıkları ve iletişimi öğrendikleri yer ailedir. Aile içinde sağlıklı iletişimi yaşamış bireyler, sosyal ortamda da benzer yönde sağlıklı iletişimi sürdürürler. Kendilerini rahat ifade ederler, sorun varsa çözmeye hazırdırlar, karşılarındaki insanı anlamaya yönelik çaba gösterirler, kendilerinin ve karşılarındaki insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlamayı önemserler.

Hiç kimse dört dörtlük ve kusursuz değildir. Ailemizde kusur aramak yerine onların iyi yanlarını bulmak, ilişkileri iyileştirmenin en kesin yoludur. Kavgacı kişiler karşısındakinde hep kusur ararken, uzlaşmacı kişiler karşısındakine hep onaylanacak bir şeyler ararlar.
İletişimin temel amacı anlaşmaktır. Her anlaşma, tarafların kazançlı çıkmasıyla sonuçlanır. Ayrıca her ailede geçinilmesi zor insanlar vardır. Bir noktada onlarla anlaşmak zorundayız. Şüphesiz ki onlarla anlaşmadan da hayatımızı sürdürebiliriz; ama bu şekilde mutsuz oluruz. Anlaşma becerilerimizi gelişürmezsek, diğerleri bizi öğütecektir. Nitekim peygamberimiz, 'Ya ailede, ya hayatta, ya da cehennemde eğitileceksiniz.' Diyor.
Hayat zaten çok zor. Yeterince çile ve meşakkat çekiliyor. Bir de birbirimize verdiğimiz sıkıntılarla hayatımızı karartmayalım. Kendimizi söz ve davranışlarımızla üzmeyelim, problemlerin bizi yorup tüketmelerine izin vermeyelim.

Her türlü değişim ve krizler karşısında varlığımızı koruyabilmemiz ,bilelim ki ekonomik sosyal kültürel ve psikolojik aniden yıkımlara ve kayıplara uğramadan hayatımıza çeki düzen vermemize bağlıdır. Evlilik, hem mutluluğu hem de gelebilecek her türlü sıkıntıyı paylaşmaktır. Mutlu olmamız, sırtımızdaki yükleri düşünmek yerine, daha çok sahip olduğumuz nimetleri düşünmemize bağlı...
Bu dünyanın cennetinin aile hayatında yaşanan huzur ve paylaşım olduğundan habersiz olmamamız gerekir. Değişmeyen bir gerçek var bir ülkenin hükümdarı da olsak kıt kanaat geçinen bir ailenin ferdi de olsak bu dünyayı bize güzel gösterecek cennet kılacak olan yegane insanlar ailemizdedir.